Parkinson hastalığının genellikle geç dönemlerinde “otonom
sinir sistemi” adı verilen isteğimiz dışında çalışan
sinir sistemini ilgilendiren bazı bozukluklar ortaya çıkabilir.
Tansiyon düşmesi: Birçok hastada tansiyon (kan basıncı) normaldir.
Bununla birlikte Parkinson hastalığında kalp ve kan damarlarının
çalışmasını düzenleyen sinirler etkilenmiş olabilir. Bu sinirlerde
ciddi boyutta işlev bozukluğu varsa, genellikle hasta ayaktayken
kan basıncında düşme eğilimi ortaya çıkar. Bu düşüş, tansiyonu
belirleyen büyük değerin (sistolik) yatarken ölçülen değerden
yaklaşık 20 mm Hg ve daha fazla olması halinde anlamlıdır.
Oturur ve yatar haldeyken kan basıncının normal bulunması,
sadece ayağa kalkıldığı zaman kan basıncında anlamlı derecede
düşme saptanması durumuna “ortostatik
hipotansiyon” denir. Ortostatik hipotansiyonu olan
hastalarda uzun süre yattıktan sonra hızla ayağa kalktıklarında,
uzun süre ayakta durduklarında ya da yürüdüklerinde genel
bir güçsüzlük, baş dönmesi ve sersemlik hissi ortaya çıkar.
Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da
ortostatik hipotansiyona yol açabilir. Ancak bu durumun düzeltilmesinin
mümkün olduğu tedavi bölümünde görülecektir.
Ağızda salya birikmesi: Tükürük
bezlerinin çalışmasını düzenleyen sinir sisteminin aşırı çalışması
sonucu, ağızda tükürük birikir ve fazla miktara erişince,
dudak kenarından sızabilir. Bu durum gece uykuda meydana gelirse
hastanın yastık kılıfı ıslanabilir. Özellikle yutma işlevinin
yavaşlamış olduğu hastalarda salya birikmesi daha belirgindir.
Bu yakınma hastaya rahatsızlık vermesi dışında bazen konuşmanın
anlaşılabilirliğini de bozabilir.
Ayaklarda şişme: Parkinson
hastalarının ayaklar veya bacaklarında bazen şişme hali “ödem”
oluşur. Özellikle bacaklarında hareket yavaşlığının ön planda
olduğu hastalarda görülen bu durum daha çok Parkinson hastalığı
belirtilerinin ilk ortaya çıktığı beden yarısında belirgindir.
Sağlıklı kişilerde kan dolaşımı bacakların hareketlerinden
etkilenir ve bacak kaslarının kasılması yer çekimi ile aşağıda
toplar damarlarda birikmiş olan kanın kalbe dönmesini sağlar.
Hareket azalmışsa ve hasta gün boyu oturuyorsa ayak ve bacakların
toplar damarları genişler ve bir miktar sıvı damar duvarından
komşu dokulara sızarak, özellikle ayak ve ayak bilekleri bölgesine
yayılır ve böylece ödem oluşur. Bacaklarda gün boyu oluşan
şişme, hastanın uzanmış olduğu gece saatlerinde azalır.
Bacakların alt kısımlarında şişme geliştiği zaman, parmak
ucuyla ayak bileğinin biraz yukarısına bastırılırsa, cilt
üzerinde basıya bağlı hafif bir çökme oluşur ve bir süre kalır.
Ödem Parkinson hastalarında genellikle hafiftir ve kötü bir
hastalığa işaret etmez. Tedavisinde idrar söktürücü ilaçlara
nadiren gerek duyulur. Kalp veya böbrek hastalıkları da ayaklarda
şişmeye yol açabileceği için, ödem gelişen hastaların bir
iç hastalıkları uzmanına gönderilmeleri uygun olur.
Kabızlık: Parkinson hastalığında
hareketlerdeki yavaşlığın yanı sıra, barsakta bulunan dopamin
hücrelerinde de hasar oluşmasının barsak hareketlerini olumsuz
etkileyerek kabızlığa yol açtığı düşünülmektedir. Bir çok
hastada kabızlık sık rastlanan bir sorun olup, kimisinde hastalıktan
yıllarca önce başlamış olduğu ve devam ettiği görülür. Az
yemek yiyen, az su içen ve lifli gıdaları tercih etmeyen hastalarda
sonuçta dışkı katılaşır ve miktarı azalır. Bu durum barsak
hareketlerinin ağrılı olmasına da yol açabilir. Kabızlığın
antikolinerjik grubundaki Parkinson ilaçlarıyla artabileceğini
de akılda tutmak gerekir.
İdrar yapma sorunları: Parkinson
hastalığında bazen idrar kesesinin aşırı dolmasına dayanabilen
hasta aniden sıkışabilir. Bu hal özellikle geceleri defalarca
tuvalete kalkmayı gerektirdiği için uykuyu da bozarak rahatsızlık
verir. Bunun aksine nadir de olsa mesane kaslarında tutukluk
hali olabilir ve idrar yapma yavaşlar. İdrar kesesi uygun
biçimde boşalamadığı için hasta kısa süre sonra tekrar idrar
yapmak ister. Çok ciddi mesane işlev bozuklukları söz konusu
olursa erkekte prostat, kadında idrar yolu infeksiyonu veya
düşük mesane gibi sorunlardan şüphe edilir ve o takdirde bir
bevliye (üroloji) uzmanına başvurulması gerekir.
Cinsel fonksiyon bozuklukları:
Kişiye çok özel olan bu sorunu hastanın bir yabancıyla hatta
hekimle tartışması zor olabilir. Bu sorun sıklıkla psikolojik
sorunlardan kaynaklandığı gibi hastalığın kendisine bağlı
olarak ta gelişebilir. Ruhsal çöküntü hali (depresyon), iç
sıkıntısı (anksiyete) ve hasta olduğunu öğrenmekten kaynaklanan
moral bozukluğu hastada cinsel enerji (libido) kaybına neden
olabilir. Libido bir çok süregen hastalıkta bu şekilde etkilenebilir.
Bunların dışında erkek hasta penisin sertleşmesini sürdürmede
zorlanabilir ve gecikmiş boşalma olabilir. Parkinson hastalığında
hastalık sürecinin kendisi de libido kaybına yol açabilir,
zira dopamin kullanan sinir hücreleri libidonun düzenlenmesinde
de önemli rol alır.
Depresyon ve sıkıntı giderici ilaçlar, kas gevşeticiler ve
uyku ilaçları gibi günlük yaşamda kullanılabilen bazı ilaçlar
da cinsel işlevleri bozabilir. Hekime sorunlardan söz edilirse
tedavi planlanırken bu gibi ilaçlara yer verilmeyecektir.
Aşırı terleme: Parkinson hastalığında
terleme vücudun bir yarısında ya da ufak bir alanda olabildiği
gibi yaygın da olabilir. Ter bezlerinin kontrolü zayıflamıştır
ve hastanın bulunduğu ortam normal bir ısıdayken bile, hastayı
ileri derecede rahatsız eden düzensiz boşalmalar halinde aşırı
terleme olabilir. Tedavinin yetersiz olduğu hastalarda bu
yakınma daha sık ortaya çıkmaktadır.
Ciltte yağlanmanın artması
Bazı Parkinson hastalarında ciltteki yağ bezlerinin işlevinin
artması sıklıkla yüzde ve alında parlak bir görünüm yaratır.
Oluşan aşırı yağ salgısı cildi rahatsız ederek kızarıklık,
kaşıntı veya pullanma yapabilir. Böyle ileri derecedeki cilt
rahatsızlığına “seboreik dermatit” adı verilir. Ancak söz
konusu rahatsızlık Parkinson hastalığı olmayan kişilerde de
rastlanabilen bir cilt rahatsızlığıdır.
Gözlerde kızarıklık (Konjonktivit)
Sağlıklı bir kişide toz zerrecikleri gibi çeşitli rahatsızlık
verici maddeler gözün sık kırpılması ile uzaklaştırılabiliyorken,
bazı Parkinson hastasında azalmış göz kırpma nedeniyle bunlar
birikir ve gözler kızarır, gözlerde yanma ve kaşıntı olabilir.
Görme sorunları
Hastalığı uzun süreden beri mevcut olan bazı Parkinson hastalarında
okuma zorluğu gelişebilir. Böyle hastalar göz hekimine başvurduklarında
genellikle, görme keskinliğine veya görmeye ilişkin başka
bir sorun saptanmaz ya da önerilen gözlük ile görme netliği
düzeltilir, ancak sorun devam eder, çünkü asıl sorun göz hareketleriyle
ilgilidir. Parkinson hastalığında göz küresini yukarı-aşağı
ve sağa-sola hareket ettiren kasların uyum içinde çalışması
bozulabilmektedir. Bir satır yazıyı uygun bir biçimde taramak
için gözlerde uygun hareket yapılamamaktadır. Gözler kaydırılırken
arada düzensiz, sıçrayıcı tarzda hareket ederler, bir yerde
yavaşlar başka yerde hızlanırlar. Okuma sırasında gözlerin
takılma, giderek hızlanma ve yavaş tarama şeklinde hareketler
yaptığı gözlenebilir. O zaman hasta harfleri ve kelimeleri
izlemekte zorlanır. Satır sonuna ulaşınca sonraki satırın
başına gözleri kaydırmak zorlaşır. Bu şekilde okuma sırasında
belli bir gayret sarf etme gerekliliğinden dolayı, hasta okumaktan
yorulur.
Ağrılar ve duysal yakınmalar
Parkinson hastalığında hiçbir zaman uyuşturucu bir ilaç kullanımını
gerektirecek düzeyde şiddetli ağrılar olmaz. Ağrı yakınması
olan hastalarda öncelikle ağrıya neden olabilecek diğer hastalıkları
dışlamak gerekir. Ağrıların hastaların yaşlarıyla uyumlu olarak,
bir eklem hastalığı, romatizmal hastalıklar veya kemik erimesine
(osteoporoz) bağlı olabileceği de göz önüne alınmalıdır.
Ağrıya yol açan başka bir neden bulunmazsa Parkinson hastalığı
sorumlu tutulabilir. Ağrıların, özellikle hastalık belirtilerinin
baskın olduğu vücut yarısında belirgin olduğu dikkati çeker.
Bu hastalığa bağlı ortaya çıkan ağrıların nedeni tam olarak
anlaşılamamakla birlikte, beyinde vücuttan gelen duysal sinir
liflerinin geçtiği “talamus” adı verilen bir çekirdeğin işlevinin
aksamasına bağlı olduğu düşünülmektedir. Ayrıca titreme ve
kas sertliği de ağrılara yol açabilir. Titreme sırasındaki
sürekli hareket o uzuv kaslarında önemli ölçüde faaliyete
yol açar ve kaslar yorulur. Boyun kaslarının sertliği de batıcı
ağrı olarak algılanabilir. Sık rastlanan bel ağrısı genellikle
hastaların öne eğik durmalarından ileri gelebilir. Eğer dik
durabilirlerse veya uzanıp yatabilirlerse bel ağrıları büyük
ölçüde kaybolur. Otururken sırtın öne eğilmesi daha belirgin
olacağı için bel ağrısı artabilir.
Levodopa kullanan ve ilacın etki süresinin kısalmış olduğu
hastalarda, özellikle “kapanma”, yani “kötü” dönemlerde vücutta
yaygın ve bazen çok şiddetli ağrılar olabilmektedir.
Bunların dışında Parkinson hastaları vücutlarının bazı yerlerinde
üşüme veya sıcaklık hissi duyabilirler. Ellerde, boğazda,
ayakta, vücudun bir yarısında hatta midede ve iç organlarda
duyu bozukluğu hissedebilirler. Ellerdeki üşüme hissi düzensiz
olarak ortaya çıkar. Bu his bazen haftalarca olmayabileceği
gibi, bazen de günde birkaç kez gelebilir. Başkası hastanın
ellerini tuttuğu zaman soğuk olmamasına karşın hasta eldiven
giymeye gerek duyabilir. Bazı hastalar geceleri ayaklarının
üşüdüğünden yakınırlar ve yaz-kış yün çorapla yatarlar. Bu
yakınmalar uygun dozlardaki Parkinson ilaçları ile genellikle
düzelir.
Ruhsal çöküntü hali (Depresyon)
Parkinson hastalığında, hayattan zevk alamama, neşesizlik,
durgunluk, iştahsızlık ya da uykusuzluk gibi belirtilerle
şekillenen ruhsal çöküntü haline (depresyon) oldukça sık rastlanır.
İleri derecedeki depresyonun varlığı hastalarda durgunluk
haline yol açtığı için, hastalık belirtilerinin, özellikle
hareket yavaşlığının yanlış olarak daha şiddetli olduğu izlenimi
yaratır. Depresyonun uygun tedavisi ile böyle hastalarda hem
moral hem de beden hareketliliği bakımından iyileşme gözlenir.
Bunama hali (Demans)
Bir çok hasta, Parkinson hastalığına bağlı olarak hareketleri
ileri derecede kısıtlanmış ve günlük yaşamları bağımlı hale
gelmiş olsa bile, zihinsel faaliyetlerini normal olarak sürdürür.
Bununla birlikte, Parkinson hastalığının ileri dönemlerinde
ve özellikle ileri yaşlarda hafif-orta derecede unutkanlık
ve hafıza kusurları ortaya çıkabilir. İleriki yıllarda demans
geliştirme riski yüksek olan PH olgularının başlangıçtaki
belirleyici temel özellikleri, hafif derecede bilişsel bozukluk
bulunması, PH’nın ileri yaşta başlaması ve hastalık süresinin
uzun olması, ileri yaş, depresyon varlığı, tedaviye ilişkin
hayallerin erken dönemde ortaya çıkması şeklinde tanımlanmıştır
Parkinson hastalığı demansı sinsi başlayan, yavaş ilerleyen,
kavram oluşturma, problem çözme, kuralları bulma, planlama
gibi yürütücü işlevler başta olmak üzere bilişsel işlevlerin
bazı alanlarını etkileyen, genelde hafif ya da orta derecede
bir demanstır ve seyri sırasında sıklıkla hayal görmeler de
gelişir. Dikkat ve uyanıklık tipik olarak belirgin dalgalanma
gösterir, reaksiyon zamanı uzamıştır, dikkat yeni uyarana
yöneltilemez. Bellek testleri yeni bilgileri öğrenme, özellikle
de yeni öğrenilen bilgileri geri çağırmada güçlük olduğunu
ortaya koyar. Öğrenme stratejileri geliştirme ve zamansal
sıralama bozuktur. En tipik özellik ipucu verildiğinde belleğin
düzelmesidir ve çoktan seçmeli soru yöneltildiğinde tanıma
göreceli olarak korunmuştur. Demansın görülme sıklığı % 6-29
arasında değişmektedir. Parkinson hastalığı olanların olmayanlara
göre 6 kat daha fazla demans geliştirme riskleri olduğu bulunmuştur.
Ancak bu durum hiçbir zaman Alzheimer hastalığındaki kadar
ileri boyutlarda değildir.
Hafıza kusurlarının gelişmesinde, ileri yaşlardaki kişilerin
beyinlerinde kılcal damar tıkanmaları gibi unutkanlığa yol
açan başka nedenlerin de eklenmesinin rolü olabilmektedir.

|